Sindirim sistemi, tüketilen besinlerin parçalanması, vücudun ihtiyaç duyduğu besinlerin emilmesi ve geriye kalan atıkların vücuttan uzaklaştırılması gibi temel görevleri yerine getirir. Ağızda başlayan bu sistem; yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve anüse kadar uzanan sindirim kanalını kapsar. Karaciğer, safra kesesi ve pankreas da sindirim sürecine katkıda bulunan organlar arasında yer alır.
Sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde meydana gelen işlevsel veya yapısal problemler, farklı sindirim rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bazı sindirim sistemi hastalıkları kısa süreli ve geçiciyken bazıları uzun süreli takip ve tedavi gerektiren kronik durumlar olabilir.
Karın ağrısı, şişkinlik, mide yanması, bulantı, ishal ve kabızlık en sık karşılaşılan sindirim sistemi belirtileri arasındadır. Ancak benzer belirtiler farklı hastalıklarda görülebildiği için yalnızca belirtilere bakarak tanı koymak mümkün değildir.
Sindirim sistemi hastalıkları; yemek borusundan bağırsaklara kadar uzanan sindirim kanalını veya karaciğer, pankreas ve safra kesesi gibi sindirime yardımcı organları etkileyen sağlık sorunlarıdır.
Bu hastalıklar enfeksiyonlar, bağışıklık sistemiyle ilişkili sorunlar, genetik yatkınlık, bazı ilaçlar, beslenme alışkanlıkları veya sindirim sisteminin çalışma biçimindeki bozukluklar nedeniyle gelişebilir. Bununla birlikte her sindirim sistemi hastalığının nedeni ve gelişme mekanizması aynı değildir.
En bilinen sindirim sistemi rahatsızlıkları arasında şunlar yer alır:
Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri gelmesidir. Bu durum zaman zaman sağlıklı kişilerde de görülebilir. Ancak geri kaçışın sık tekrarlaması, rahatsız edici belirtilere veya zaman içinde komplikasyonlara yol açması gastroözofageal reflü hastalığı olarak adlandırılır.
Reflünün en bilinen belirtileri göğüs kemiğinin arkasında hissedilen yanma, ağza acı veya ekşi sıvı gelmesi ve yemeklerden sonra artan rahatsızlık hissidir. Bazı kişilerde boğaz tahrişi, kronik öksürük, ses kısıklığı veya yutma güçlüğü de görülebilir.
Ara sıra yaşanan mide yanması her zaman reflü hastalığı anlamına gelmez. Bununla birlikte belirtilerin sık tekrarlaması veya günlük yaşamı etkilemesi durumunda doktora başvurulmalıdır. Uzun süre kontrol altında tutulmayan reflü bazı kişilerde yemek borusunda tahrişe ve farklı komplikasyonlara neden olabilir.
Gastrit, mide mukozasında inflamasyon gelişmesidir. Akut veya kronik seyredebilir ve kesin sınıflandırılması bazı durumlarda endoskopik değerlendirme ile biyopsi bulgularına dayanır. Aniden ortaya çıkabileceği gibi uzun süre devam eden kronik bir rahatsızlık şeklinde de görülebilir.
Kronik gastritin en önemli nedenlerinden biri Helicobacter pylori enfeksiyonudur. Otoimmün mekanizmalar da kronik gastrite yol açabilir. Steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar ve aşırı alkol tüketimi ise mide mukozasında erozif veya reaktif hasara neden olabilir.
Gastrit her zaman belirti vermeyebilir. Belirti ortaya çıktığında üst karın bölgesinde ağrı veya yanma, bulantı, kusma, iştahsızlık ve yemeklerden sonra rahatsız edici doluluk hissi görülebilir.
Mide ağrısı yaşayan kişilerin sorunu doğrudan gastrit olarak değerlendirmesi doğru değildir. Benzer yakınmalar reflü, ülser, fonksiyonel hazımsızlık ve farklı mide hastalıklarında da görülebilir.

Çölyak hastalığı, gluten tüketildiğinde bağışıklık sisteminin tepki vermesi sonucunda ince bağırsağın zarar gördüğü kronik bir sindirim ve bağışıklık sistemi hastalığıdır. Gluten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein grubudur.
İnce bağırsak yüzeyinin zarar görmesi besinlerin yeterince emilememesine neden olabilir. İshal, karın ağrısı, şişkinlik, gaz, kabızlık, yorgunluk, kansızlık ve istemsiz kilo kaybı çölyak hastalığında görülebilecek belirtilerdir. Bazı kişilerde ise belirgin bir sindirim sistemi şikâyeti bulunmayabilir.
Çölyak hastalığı ile gluten içeren besinlerden sonra yaşanan her rahatsızlık aynı değildir. Tanı için kan testleri ve gerekli görüldüğünde ince bağırsak biyopsisi gibi tıbbi değerlendirmeler yapılabilir. Test sonuçlarını etkilememek için doktor değerlendirmesinden önce glutensiz beslenmeye başlanmaması önemlidir.
Peptik ülser, midenin veya ince bağırsağın ilk bölümü olan onikiparmak bağırsağının iç yüzeyinde oluşan yaradır. Midede oluşan yaralar mide ülseri, onikiparmak bağırsağında oluşanlar ise duodenum ülseri olarak adlandırılır.
Peptik ülserin en yaygın nedenlerinden biri Helicobacter pylori enfeksiyonudur. Steroid olmayan antiinflamatuvar ağrı kesicilerin uzun süre kullanılması da mide ve bağırsak yüzeyinin koruyucu yapısını bozarak ülser riskini artırabilir.
Ülserin en sık görülen belirtisi üst karın bölgesindeki ağrıdır. Ağrı bazı kişilerde açken, bazı kişilerde ise yemek sonrasında belirginleşebilir. Şişkinlik, erken doyma, bulantı ve geğirme gibi belirtiler de görülebilir.
Siyah renkli dışkı, kanlı kusma, ani ve şiddetli karın ağrısı gibi belirtiler mide-bağırsak kanaması veya delinme gibi ciddi komplikasyonlara işaret edebilir. Böyle bir durumda acil tıbbi değerlendirme gerekir.
İrritabl bağırsak sendromu; hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren, oldukça yaygın ve kronik bir hastalıktır. İrritabl bağırsak sendromu, kısaca IBS olarak adlandırılırve tekrarlayan karın ağrısı ile dışkılama sıklığı veya dışkı biçimindeki değişikliklerin birlikte görüldüğü kronik bir bağırsak-beyin etkileşimi bozukluğudur.”
IBS’de sindirim kanalında ülser veya iltihap gibi görünür bir doku hasarı bulunmaz. Bu nedenle IBS, inflamatuvar bağırsak hastalıklarından farklıdır. Bağırsak hareketlerindeki değişikliklerin, bağırsak ile beyin arasındaki iletişimin ve bağırsakların ağrıya karşı hassasiyetinin hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Belirtiler bazı kişilerde belirli besinler, stres, uyku sorunları veya hormonal değişimlerle artabilir. Tipik belirtileri bulunan ve alarm bulgusu olmayan kişilerde IBS, uygun klinik ölçütlere dayanarak pozitif olarak tanımlanabilir. Çölyak hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalığı veya enfeksiyonlara yönelik testler; belirtilere, ishal varlığına, risk faktörlerine ve alarm bulgularına göre seçilir.
Dispepsi, halk arasında çoğunlukla hazımsızlık olarak bilinen; üst karın bölgesinde ağrı, yanma, erken doyma ve yemek sonrasında uzun süren doluluk hissiyle kendini gösterebilen bir durumdur.
Hazımsızlık bazı kişilerde gastrit, peptik ülser veya reflü gibi başka bir sindirim sistemi hastalığından kaynaklanabilir. Uygun klinik değerlendirme sonucunda belirtileri açıklayabilecek yapısal, sistemik veya metabolik bir hastalık saptanmaması ve belirtilerin belirli bir süre devam etmesi durumunda fonksiyonel dispepsi tanısı düşünülebilir. Fonksiyonel dispepsi, toplumdaki bireylerin yaklaşık %7'sini etkileyen ve çoğu hastanın birinci basamak sağlık hizmetlerinde tedavi edildiği yaygın bir bağırsak-beyin etkileşim bozukluğudur.
Fonksiyonel dispepsi yalnızca “fazla yemek yeme” sonucu ortaya çıkan geçici bir rahatsızlık değildir. Midenin besinlere uyum sağlaması, boşalma hızı ve mide-bağırsak sistemindeki sinirlerin hassasiyeti gibi farklı mekanizmalarla ilişkili olabilir.
Sindirim enzimleri; protein, yağ ve karbonhidratların bağırsaklardan emilebilecek daha küçük bileşenlere parçalanmasına yardımcı olur. Bu enzimlerin yetersiz üretilmesi veya görevini yeterince yerine getirememesi, besinlerin tam olarak sindirilememesine ve malabsorpsiyon olarak adlandırılan emilim sorunlarına yol açabilir.
Sindirim enzimi eksikliği tek bir hastalık değildir. Eksikliğin kaynağına göre farklı klinik durumlar ortaya çıkabilir. İnce bağırsakta bulunan laktaz enziminin yetersizliği laktoz malabsorpsiyonuna; sükraz-izomaltaz enziminin yetersizliği ise sakkaroz ve bazı nişastaların sindiriminde bozulmaya neden olabilir. Pankreasın yeterli miktarda lipaz, proteaz ve amilaz salgılayamaması ise ekzokrin pankreas yetersizliği olarak adlandırılır.
Sindirilmeden bağırsaklara ulaşan besin bileşenleri; şişkinlik, gaz, karın ağrısı, bağırsak seslerinde artış ve ishal gibi belirtilere yol açabilir. Ekzokrin pankreas yetersizliğinde bunlara ek olarak yağlı, kötü kokulu ve zor temizlenen dışkı, istemsiz kilo kaybı ve yağda çözünen vitaminlerin emiliminde bozulma görülebilir.
Benzer belirtiler irritabl bağırsak sendromu, çölyak hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve enfeksiyonlar gibi farklı durumlarda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle yalnızca belirtilere dayanarak sindirim enzimi eksikliği tanısı koymak veya kontrolsüz şekilde enzim takviyesi kullanmak doğru değildir. Tanıda kişinin belirtilerine göre nefes testleri, dışkı incelemeleri, kan testleri ve gerekli durumlarda endoskopik değerlendirmelerden yararlanılabilir.
İnflamatuvar bağırsak hastalıkları, sindirim kanalında uzun süreli iltihaplanmaya neden olan kronik hastalıkları tanımlar. Bu grupta en çok bilinen iki hastalık Crohn hastalığı ve ülseratif kolittir.
Crohn hastalığı ağızdan anüse kadar sindirim kanalının herhangi bir bölümünü etkileyebilir. Ülseratif kolit ise temel olarak kalın bağırsak ve rektumda görülür. Her iki hastalıkta da belirtilerin arttığı alevlenme dönemleri ve hafiflediği dönemler yaşanabilir.
Karın ağrısı, uzun süren ishal, dışkıda kan, yorgunluk, iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı inflamatuvar bağırsak hastalıklarının yaygın belirtileri arasındadır. Crohn hastalığında besin emiliminin bozulmasına bağlı beslenme yetersizlikleri de gelişebilir.
İnflamatuvar bağırsak hastalığı ile irritabl bağırsak sendromu aynı durum değildir. IBS bağırsakta yapısal hasara yol açmazken inflamatuvar bağırsak hastalıklarında bağırsak dokusunda iltihap ve hasar meydana gelebilir.
Gastroenterit, mide ve bağırsakların genellikle virüs, bakteri veya parazit kaynaklı enfeksiyon kaynakları nedeniyle r etkilendiği akut enfeksiyon durumudur . Halk arasında “mide gribi” olarak adlandırılsa da influenza virüsüyle ilişkili değildir.
Sulu ishal, karın krampları, bulantı, kusma ve bazı vakalarda ateş görülebilir. Gastroenterit çoğu kişide kısa süre içerisinde düzelmekle birlikte kusma ve ishal nedeniyle sıvı kaybına yol açabilir.
Özellikle çocuklar, ileri yaştaki kişiler ve kronik hastalığı bulunanlar sıvı kaybından daha fazla etkilenebilir. İshalin uzun sürmesi, dışkıda kan bulunması, şiddetli karın ağrısı veya yeterli sıvı alınamaması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Kabızlık; dışkılamanın seyrekleşmesi, dışkının sert ve kuru olması, dışkılama sırasında zorlanma veya bağırsakların tam boşalmadığı hissiyle tanımlanabilir.
Yetersiz lif ve sıvı tüketimi, hareketsizlik, tuvalet ihtiyacını erteleme ve bazı ilaçlar kabızlığa katkıda bulunabilir. Bununla birlikte tiroit hastalıkları, bağırsak hareketlerini etkileyen rahatsızlıklar veya pelvik taban sorunları da uzun süreli kabızlığa neden olabilir.
Kabızlık tek başına bir hastalık olabileceği gibi başka bir sağlık sorununun belirtisi de olabilir. Yeni başlayan ve uzun süren kabızlık, dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı veya şiddetli karın ağrısıyla birlikte görülüyorsa tıbbi değerlendirme gerekir.
Hemoroid, anüsün ve rektumun alt bölümündeki damarların şişmesiyle oluşan bir rahatsızlıktır. İç hemoroidler rektumun içinde, dış hemoroidler ise anüs çevresindeki cildin altında gelişir.
Kabızlık, dışkılama sırasında uzun süre ıkınma, gebelik ve uzun süre tuvalette oturma hemoroid oluşumuna katkıda bulunabilir. Dışkılama sırasında parlak kırmızı kan görülmesi, anüs çevresinde kaşıntı, ağrı ve şişlik sık karşılaşılan belirtilerdir.
Dışkıda görülen her kanama hemoroidden kaynaklanmaz. Bağırsak hastalıkları ve kolorektal kanser gibi farklı durumlar da kanamaya neden olabileceği için özellikle tekrarlayan kanama doktor tarafından değerlendirilmelidir.
Safra kesesi, karaciğerin ürettiği ve yağların sindirimine yardımcı olan safra sıvısını depolar. Safranın içindeki bazı maddelerin sertleşmesi sonucunda safra taşları oluşabilir.
Safra taşları her zaman belirtiye neden olmaz. Taşların safra yollarını tıkaması durumunda özellikle karnın sağ üst bölümünde veya orta üst kısmında ani ve şiddetli ağrı, bulantı ve kusma görülebilir. Ağrı sırta veya sağ omuza doğru yayılabilir.
Sarılık, ateş, titreme veya uzun süren şiddetli ağrı safra kesesi ya da safra yollarında enfeksiyon ve tıkanıklık belirtisi olabilir. Bu durumda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Mide ve sindirim sistemi hastalıkları farklı organları ve mekanizmaları etkilediği için her hastalık aynı belirtilere neden olmaz. Bununla birlikte yaygın sindirim sistemi belirtileri şu şekilde sıralanabilir:
Şişkinlik, gaz veya kısa süreli hazımsızlık zaman zaman sağlıklı kişilerde de görülebilir. Ancak bu belirtilerin uzun sürmesi, giderek şiddetlenmesi veya dışkıda kan ve kilo kaybı gibi bulgularla birlikte ortaya çıkması altta yatan bir sindirim sistemi hastalığına işaret edebilir.
Sindirim rahatsızlıklarının bir bölümü kısa süre içerisinde kendiliğinden geçebilir. Ancak bazı belirtiler daha ciddi bir sağlık sorununun işareti olabilir.
Aşağıdaki durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:
Sindirim sistemi hastalıklarının belirtileri birbirine benzeyebilir. Bu nedenle belirtilere göre kendi kendine tanı koymak veya uzun süre kontrolsüz ilaç kullanmak doğru değildir. Tanı sürecinde kan ve dışkı testleri, görüntüleme yöntemleri, endoskopi veya kolonoskopi gibi farklı incelemelerden yararlanılabilir.
Bütün sindirim sistemi hastalıklarını önleyen tek bir beslenme veya yaşam tarzı düzeni bulunmaz. Çölyak ve inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi rahatsızlıklar yalnızca beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmaz.
Bununla birlikte genel sindirim sistemi sağlığını desteklemek için yeterli ve dengeli beslenmek, kişisel ihtiyaca uygun miktarda lif ve sıvı tüketmek, düzenli hareket etmek ve tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelememek ve gereksiz eliminasyon diyetlerinden kaçınmak önemlidir. Lif ve sıvı gereksinimi hastalığa göre değişebilir; aktif inflamatuvar bağırsak hastalığı, striktür, gastroparezi veya ciddi diyare gibi durumlarda genel öneriler herkes için uygulanamaz.
Besinlere karşı verilen tepkiler kişiden kişiye değişebilir. Bir kişide şikâyet oluşturan yiyecek başka bir kişide sorun yaratmayabilir. Bu nedenle geniş besin gruplarını doktor veya diyetisyen değerlendirmesi olmadan beslenmeden çıkarmak vitamin, mineral ve enerji yetersizliğine neden olabilir.
Önemli Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tıbbi teşhis veya tedavi önerisi niteliğinde değildir. Uzun süren, tekrarlayan veya şiddetlenen sindirim sistemi şikâyetlerinde doktora başvurunuz.
Kaynakça